Çocuktan Sonra da Aşık Kalmak

Çocuktan Sonra da Aşık Kalmak

Aranıza yeni bir birey katıldı, siz artık bir çekirdek ailesiniz! Anne baba olmak dünyanın en muhteşem duygusu olsa da, başbaşa günler ve gecelerin arasına ağlayan bir minik girdi, bu da dengenizi biraz bozdu değil mi?
Endişelenmeyin, çocuk sahibi olan neredeyse her çift, bu dönemden geçiyor. Kendilerine ve birbirlerine vakit ayıramayacak kadar yorgun ve şaşkın olabiliyorlar. Bu sürecin geçici olduğunu müjdelemek isteriz. Yine de, ilişkinizi yıpratmadan, bu dönemi kolayca atlatmanıza yardımcı olacak bazı ipuçları vermek istedik. Keyifli okumalar.

1) Her zaman “merhaba” ve “hoşçakal” deyin!

Gece çok yoruldunuz, belki de hiç uyumadınız. Nihayet sabah oldu ve eşiniz bebekle boğuşurken, siz işe giderek orada dinlenmenin hayaliyle hızlıca giyindiniz. Odadaki eşinize “Hayatım ben çıktım!” diye seslenip evden fırladınız.
Akşam eşiniz işten eve geldi. Anahtarıyla kapıyı açtı ve “Ben geldim!” diye seslendi. Siz de “Nihayet! Gel ve şu çocuğu al da tuvalete gidebileyim!” diye haklı bir serzenişte bulundunuz..
Senaryo tanıdık değil mi? Ama dışarıdan bir gözle baktığınızda, ilişkinizdeki büyüyü zedeleyeceğini farkettiniz mi? Birbirinizle vedalaşmak ve birbirinize kavuşmak, her zaman nezaketle yaptığınız eylemler olsun. Evden çıkacak olan öperek vedalaşsın, bir ihtiyacı olup olmadığını sorsun ve onu çok özleyeceğini söylesin. Evde kalan, dışardan gelen eşini sevgiyle karşılasın, gününün nasıl geçtiğini sorsun ve onu çok özlediğini söylesin. Göreceksiniz ki bu basit ritüeller bile, gününüzün güzel geçmesini sağlayacak.

2) Işıkları kapatıp yatakta sohbet edin

Bebeğiniz olduktan sonra, kendinize ve birbirinize ayırdığınız zamanın büyük kısmını alır. Gün içinde sürekli bir koşturma halinde olursunuz ve akşam bebeğin uyuyacağı saati iple çekersiniz. Nihayet o saat geldiğinde de, gün boyu yapamadığınız işleri halletmeye çalışır, her şeye yetişmek için kendinizi hırpalarsınız.
Lütfen bir dakika durun ve dinlenin. Her iş bitmek zorunda değil, bittiğinde dört dörtlük olmak zorunda da değil.. Bebek uyuduktan sonraki vakti, her ne olursa olsun kendinize ayırın. Sarılarak bir film izleyin ya da uyumayı düşündüğünüz saatten daha erken bir saatte yatağa girin. Işıkları kapatın ve sohbet edin. Sadece ikinize ait bu zaman dilimleri, ilişkinizi canlı tutacaktır.

3) Temas edin

Dokunuşların büyülü bir gücü vardır ve insanları birbirine yakınlaştırır. “Ben buradayım, yanındayım, seninleyim ve seni seviyorum, yalnız değilsin” demektir. Ve bu süreçte ikinizin de en çok duymak istedikleri bunlardır, öyleyse birbirinize dokunun! Gün içinde nedensiz sarılın, yanınızdan geçerken onu öpün, koltukta otururken yanına sokulun, mutfakta çalışırken arkasından sarılın, endişelendiğini gördüğünüzde kolunu okşayın.. Aslında çok basit bir eylem gibi görünen dokunmak, ilişkiyi ayakta tutar.

4) İhtiyaçlarınızı direkt olarak söyleyin

Özellikle kadınların, eşlerinin onların ne istediğini, neye ihtiyaçları olduğunu anlamaları konusunda yüksek beklentileri vardır. Umdukları gibi olmadığında da hayal kırıklığı yaşarlar. Bu sorunun en kolay çözümü, iletişim kurmaktır. İki taraf da birbirine, istek ve ihtiyaçları konusunda net olmalıdır. “Haftada bir akşam, arkadaşlarımla dışarıda vakit geçirmek istiyorum.” ya da “Akşam eve geldiğimde, sana yardımcı olmaya başlamadan önce e-maillerimi kontrol etmek ve üzerimi değiştirip kendime gelmek için yarım saate ihtiyacım var.” gibi net istekler, birbirinizi anlamanızı kolaylaştırır.

5) Duygularınızı açıkça söyleyin

Her şey yolunda gitmiyorsa, yolunda gittiğini söylemeyin. Sorunun ne olduğunu açıkça belirtin, yorgun musunuz, bebekli hayat umduğunuz gibi gitmiyor mu, daha fazla ilgiye mi ihtiyacınız var? Eşinize açıkça söyleyin, göreceksiniz ki birlikte çözüm bulmak çok daha kolay olacak.

6) “Sen” yerine “ben” dilini kullanın

“Sen bana hiç yardım etmiyorsun!” demek yerine, “Benim biraz daha yardıma ihtiyacım var.” deyin. Sen dili suçlayıcı bir dildir ve karşınızdakinde kendini savunma ihtiyacı doğurur. Konuşurken eşinizi suçlamadan, kendi istek ve ihtiyaçlarınızı dile getirdiğinizden emin olun.

7) Yatağa dargın girmeyin

Gün içinde her ne olursa olsun, günü birbirinize dargın noktalamayın. Yatağa iyi geceler dilemeden girmemeniz, eşinize, ne yaşanırsa yaşansın onun yanında olduğunuzu hissettirir.

8) Birbirinize kişisel alanlar yaratmanız konusunda destek olun

İkinizin de, kendinize, hobilerinize, arkadaşlarınıza, dinlenmeye zaman ayırabilmeniz, bebekli hayata geçtiğiniz bu süreçte, yeni hayatınıza adaptasyonunuzu kolaylaştıracaktır. Örneğin, haftada birer akşam belirleyin ve o akşamlarda bebeğe diğeri baksın ve siz o vakti istediğiniz gibi değerlendirin. İster arkadaşlarınızla görüşün, ister uzun bir köpük banyasu yapın, ister video oyunu oynayın, isterseniz de sadece uzanın. Birbirinize tanıdığınız bu alan, yıpranmanızı önleyecektir.

9) Küçük güzellikleri atlamayın

Eşiniz bu loş ışık altında çok mu güzel görünüyor? Söyleyin! Yol kenarında yetişmiş papatyalara gözünüz mü ilişti? Toplayın! Markette alışveriş yaparken eşinizin en sevdiği çikolataya mı rastladınız? Alın! Bütün bu küçük hoşluklar, ilişkinizi canlı tutacaktır.

10) Seni seviyorum demeyi ihmal etmeyin
Güne başlarken, gün içinde telefonla konuşurken, yazışırken, akşam kavuştuğunuzda, onu özlediğinizde, aklınıza geldikçe onu sevdiğinizi söyleyin. Bir insanı sevmek ve bunu ona sık sık söylemek, ondan da sık sık duymak, olumlu duygularınızı besler.

Yeni yazılarımızda buluşmak üzere, aşkla kalın..

Gamze Oruç
Hamile Rehberi